
Uzun süredir şu düşünce yapısındaydım; “bir şeyi yapıyorsan mükemmel yap, aksi takdirde yapmanın anlamı yok.” aslında hâlâ bu düşüncedeyim ama bazı farklarla.
Öncelikle, mükemmellik kavramının sabit olmadığını fark ettim. Mükemmellik kavramı bile kişiden kişiye göre değişiyor. Bunun için, yaptığım şeyin, benim için mükemmellik yolunda olmasının yeterli olduğunu düşünüyorum.
Finansta bileşik faiz diye bir kavram var. Einstein’a atfedilen, ne var ki onun söylediği hakkında kesin bir bilgi olmayan “Bileşik faiz evrendeki en güçlü kuvvettir.” sözü, ona ait olmasa bile, ne kadar güçlü olduğu gerçeğini değiştirmeden orada durmaktadır.
“Tıpkı bileşik faizin küçük ama sürekli yatırımlarla devasa bir güce dönüşmesi gibi, çabalarımız da düzenli tekrarlarla görünmez bir ivme kazanır.”
Bu söz doğrultusunda ben de kendi çabalarım doğrultusunda bir şeyleri yapmaya ve devam ettirmeye karar verdim. Ortaya çıkan şey, çoğu zaman benim bile mükemmellik anlayışıma uymasa da, dünden iyi olması fikrinin benim için mükemmelliğe daha yakın olduğunu düşünüyorum.
Bir hobi mi edinmek istiyorsun? İster resim, ister müzik ya da her ne olursa olsun, sadece yapmak, hiç yapmamaktan katbekat kuvvetli. O başlamadığın hobi ya da alışkanlık, 10 yıl sonra herkesçe beğenilmeyen bir tablo, ya da herkesçe beğenilmeyen bir müzik olabilir ama hiç başlanmamış olan duruma göre çok daha ileridedir. Bu durumda, kötü yorumlar bazen hayal kırıklığı yaratabilir, bazen pes etme noktasına getirebilir fakat ne kadar iyi olduğun , senin yaptığın tekrar ve eklemeler ile doğru orantılı olarak artacaktır.
Bunun için, yapılan şey mükemmel olmayabilir. Hatta çoğu kişi için vasat, hatta kabul edilemez olabilir, ağır şekilde bile eleştirilebilir. Fakat bunun, sürekliliğin önüne geçmemesi gerekir. Eleştirilere de gelişim fırsatı olarak bakmak gerekir. Ayrıca burada bahsettiğim “eleştiri” kelimesine de bir tanım yapmam gerektiğini düşünüyorum. Her eleştiri, o anda çözüm üretme amacı taşımıyor olabilir. “Yapıcı” ve “Yıkıcı” olarak ayırmak gerekir bence eleştirileri. Ve bu eleştirinin hangi sınıfa girdiği, tamamen, eleştiren ve eleştirilen kişiler arasındaki farkındalık seviyesi farkı miktarında olan bir şey. Dolayısı ile herkes kendi yaptığından, söylediğinden ve anladığından sorumlu.
Son olarak;
Yaşanan çoğu pişmanlık, yapılan şeylerden değil, yapılmayan şeylerden dolayı yaşanıyor.
Bir şeyi yapmak için en uygun zaman 10 yıl öncesiydi, fakat ikinci en uygun zamansa bugün…
Bazen ilerlediğini görmek için, ileriye değil özellikle arkamıza dönüp bakmamız gerekiyor.